Diyarbakır ciğer kebabı
Kuzu ciğeri ve kuyruk yağı küp küp şişe dizilir, ateşte pişirilip tuz, pul biber ve baharatla tatlandırılır.
Güneydoğu Anadolu
Diyarbakır sofrasına tek bir şişle girebilirsiniz: kuzu ciğeri ile kuyruk yağının ateşte buluştuğu, tuz ve pul biberle tatlanan ciğer şişiyle. Ardından sabır isteyen kaburga dolması gelir. Kuşbaşı kuzu eti, pirinç ve bademle doldurulan bu kuzu kaburgası, tereyağıyla kızarmış hâliyle sofraya ulaşır. Ayvalı kavurmada ise kabuğu soyulmamış ayvayla kavrulan koyun eti ince ekmeğin üzerinde sunulur. Meyveli et yemekleri, şehrin eski konak mutfağının izini taşır. Ev tencerelerinde ise buğday ve mercimek öne çıkar. Dövme buğday, yeşil mercimek ve nohutla yapılan koyu habenisk çorbası, üzerine serpilen pul biberle tamamlanır. Tatlıda sıra, ince telleri ceviz ya da fıstığa sarılan şerbetli burma kadayıfındadır. Merakınız tabağın ötesine uzanırsa şehrin çevresinde yetişen oval Sürme karpuzunu ve koyu taneli Karacadağ pirincini de arayın. Konak mutfağından ev tenceresine uzanan bu sofrada ürünler de en az yemekler kadar ilgiyi hak eder.
Son güncelleme:

Bazalt surlar, Hevsel Bahçeleri ve kuzu ciğeri şişleri.
Şişte pişen ciğerden daha uzun hazırlanan etli ve pirinçli yemeklere uzanan farklı pişirme geleneklerini tanıyın.
Kuzu ciğeri ve kuyruk yağı küp küp şişe dizilir, ateşte pişirilip tuz, pul biber ve baharatla tatlandırılır.
Kuzu kaburgası kuşbaşı kuzu eti, pirinç ve bademle doldurulur, saatlerce pişirilip tereyağıyla kızartılır.
Ayran kıvamına getirilen koyun yoğurdu dövmeyle pişirilir, isteğe göre yarpuz ya da kenger eklenir; genellikle soğuk yenir.

Dövme buğday, bütün yeşil mercimek ve nohutla hazırlanan; sade yağda kavrulmuş soğan ve pul biberle tamamlanan koyu kıvamlı, etsiz Diyarbakır çorbası.
Kuşbaşı koyun eti kendi suyunda pişirilir, kabuğu soyulmamış ayvayla kavrulup ince ekmek üzerinde sunulur.
Çekilmiş mercimek ve köftelik bulgurla, baharat, yeşillik ve sebzeyle yapılan köfte.
Adını işkembenin katlarından alan sakatat kebabı.
Un ve suyla hazırlanan ince tel hamur ceviz ya da fıstıkla sarılıp fırınlanır ve şerbetlenir.
Temmuz sonundan itibaren hasat edilen oval Sürme karpuzu.
Rehber henüz hazırlanmadıKaracadağ yöresinde yetişen, bitkisi ve tanesi daha koyu renkli pirinç.
Rehber henüz hazırlanmadıDiyarbakır’ın örgü biçimindeki peyniri.
Rehber henüz hazırlanmadıÇermik ilçesinde yetişen biber.
Rehber henüz hazırlanmadıKent ile bahçeler arasındaki ilişki, büyük anıtları gündelik çalışmayla birlikte düşünmeye imkân verir. Toprağın işlenmesi, ürünlerin el değiştirmesi ve şehir hayatı aynı anlatının parçalarıdır. Camiler, kiliseler ve evler de Diyarbakır’ın farklı toplulukları içeren kültür tarihine tanıklık eder. Ziyaret öncesinde yapıların güncel erişim ve restorasyon durumunu kontrol edin.
Ayvalı kavurmadaki gibi meyveli et yemekleri eski konak mutfağının izidir; buğday ve mercimek ise ev tencerelerini doldurur.
İri Sürme karpuzu ve koyu taneli Karacadağ pirinci şehrin çevresinde yetişir.
Diyarbakır’ın hikâyesi, kentin durduğu zeminle başlar. Kent, Karacadağ’dan Dicle’ye doğru hafifçe eğimlenen geniş bir bazalt platonun doğu kenarında yer alır. Kenti çevreleyen surlarda yerel bazalt, kireçtaşı ve tuğla kullanıldı. Dış surlar, bugünkü genişliklerine Roma döneminde, 4. yüzyılda ulaştı. Surlardaki farklı dönemlere ait yazıtlar, kentin el değiştiren geçmişini taşların üzerinde izlemeyi sağlar. Roma ve Bizans kaynaklarında kentin adı Amida olarak geçer.
Surlarla Dicle arasındaki Hevsel Bahçeleri, kenti nehre bağlayan geniş bir yeşil alandır ve kente yiyecek sağladı. Bu bağın ne kadar hayati olduğu 1085’te görüldü. Uzun bir kuşatma sırasında bahçeler tahrip edilince, açlığa dayanamayan kent Selçuklulara teslim oldu. Surlarla çevrili alanın kuzeydoğu köşesindeki İçkale, ilk yerleşim izlerinin görüldüğü Amida Höyüğü’nde yer alır. Kenti yöneten bütün güçler burayı denetim merkezi olarak kullandı. Kentin güneyindeki On Gözlü Köprü ise adını on kemerinden alır.