Gümüşhane kömesi
Fındık ya da ceviz içi tatlı bir karışıma batırılarak hazırlanır; pestille birlikte ilde başlı başına bir sektör olmuştur.
Karadeniz
Gümüşhane'yi tanımaya dutla başlamak yerinde olur. Dut şırasından ince tabakalar hâlinde pestil yapılır; tatlı bir karışıma batırılan fındık ya da ceviz içi ise kömeye dönüşür. Bu ikili, ilde başlı başına bir sektör olmuştur. Sofraya geçtiğinizde dokular değişir. Sacda yarı pişip katlanan yufkadan kısa parçalar hâlinde kesilen Gümüşhane sironu, sıcak ya da soğuk bir başlangıç olarak gelir. Mısırı, kırık bulguru ve ayranı buluşturan katıklı çorba ise özellikle yazın soğuk içilir. Aşurelik buğdayı kuzu eti ve kuru fasulyeyle bir araya getiren gendirme pilavı ile kuzu eti, ıspanak ve nohudu süzme yoğurtla birleştiren borani, buğdayın, bulgurun ve yoğurdun taşıdığı gündelik sofranın tanıdık yüzleridir. Pestilden sonra sırada orman köylerinde kendiliğinden yetişen kuşburnunun marmelatı ve maya katılmadan yapılan yarı sert inek peyniri deleme var. Dutla başlayan bu yol, Gümüşhane'de sizi tabak tabak daha ileriye taşır.
Son güncelleme:

Vadi bahçeleri, kuşburnu çalıları ve pestil tabakaları.
Önce pestilin ince dokusuyla kömenin cevizli yapısını karşılaştırın; ardından siron ve yoğurtlu yemeklerle sofrayı genişletin.
Fındık ya da ceviz içi tatlı bir karışıma batırılarak hazırlanır; pestille birlikte ilde başlı başına bir sektör olmuştur.
Yufka sac üzerinde yarı pişirilir, birkaç kez katlanıp kısa parçalar halinde kesilir; sıcak ya da soğuk başlangıç olarak yenir.
Mısır, kırık bulgur ve ayranla hazırlanan çorba; özellikle yazın soğuk içilir.
Aşurelik buğday, kuzu eti ve kuru fasulyeyle pişirilir.
Fasulye soğan ve salçayla kavrulur, üzerine bulgur eklenip kısık ateşte pişirilir; fesleğen ve kırmızı biberle sunulur.
Kuzu eti, ıspanak ve nohut süzme yoğurtla buluşur.
Pazı, ıspanak ve patates; un, çökelek, maydanoz ve tereyağıyla harmanlanır.
El yapımı erişte tereyağında kavrulur, ardından şerbetlenir.
Bu şehrin tarifleri yakında burada.
Kelkit ve çevresinde yetişen şeker fasulyesi.
Rehber henüz hazırlanmadıOrman köylerinde kendiliğinden yetişen kuşburnu; marmelatı yapılır.
Rehber henüz hazırlanmadıÇökeleğin yağlı sütle haşlanıp yoğrulmasıyla, maya katılmadan yapılan yarı sert inek peyniri.
Rehber henüz hazırlanmadıTorul yöresinde çil peyniri adıyla bilinen küp peyniri.
Rehber henüz hazırlanmadıKurutulan ya da şırası pestile ve pekmeze dönüşen dut.
Rehber henüz hazırlanmadıDut şırasından yapılan ince pestil tabakaları.
Rehber henüz hazırlanmadıSanta’nın yapıları, yalnızca manzaranın bir parçası olarak değil, burada yaşamış toplulukların ve çalışma hayatının izleri olarak da değerlidir. Evlerle kiliseleri birlikte okumak, yerleşimin toplumsal geçmişini görünür kılar. Meyveyi işleyip saklama becerisi de ilin kültürünü tanıtır. Kaynatılan, yayılan, kurutulan ya da cevizin çevresini kaplayan meyve farklı ürünlere dönüşür. Pestil ile kömenin ayrı dokuları, aynı kiler içinde farklı işçiliklerin nasıl yer bulduğunu gösterir.
Dut şırası ince pestil tabakalarına ve cevizli, fındıklı kömeye dönüşür; şehirle en çok anılan ürünler bunlardır.
Buğday, bulgur ve yoğurt; katıklı çorba, gendirme ve borani gibi gündelik yemeklerin temelidir.
Gümüşhane’nin geçmişini keşfetmek için iyi bir başlangıç, şehir merkezinin güneybatısındaki Süleymaniye Mahallesi’dir. Eski Gümüşhane olarak bilinen bu yerleşim, gümüş ve altın madenlerinin zenginliği ve Tarihî İpek Yolu üzerindeki konumu sayesinde tarih boyunca önemini korudu. Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon Rum Devleti’ne son vermesiyle Türk hâkimiyetine geçti. Mahalledeki Sultan Süleyman Han Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat seferi sırasında verdiği emirle yapıldı. Caminin minaresi, özgün yapısını koruyan tek bölümüdür.
Dumanlı Köyü’nde iki vadiye yayılan Santa kalıntıları ise başka bir hikâye anlatır. İlk yerleşimi Orta Çağ’a uzanan bu eski Rum yerleşimi, en parlak dönemini 19. yüzyılda yaşadı ve bazı mahallelerinde kiliseler bulunuyordu. Kelkit ilçesindeki Satala, Roma lejyon kampının çevresinde kurulup zamanla gelişti. Bölgede bulunan, XV. Apollinaris Lejyonu’nun armasını taşıyan tuğla parçaları, bu askerî geçmişi bugüne taşır.